Ey Yar, Ne Sana Ne de senden başkasına yok Eyvallahım. Bir Allah’a

Ey Yar, Ne Sana Ne de senden başkasına yok Eyvallahım. Bir Allah’a

Ey Yar, Ne Sana Ne de senden başkasına yok Eyvallahım. Bir Allah’a

Aklın hâkim olmadığı bu ortamda pasif sabır göstermek, aklıselim davranmak, en azından artık benden beklenemez. Evet, sadece Ülkenin genel konjonktürü değil beni bu hale getiren ama bundan sonra, en azından bir süre, ‘’ Eski ben’’ var. Ben suhuletle davrandıkça, derinden sevdiğim de bana düşmanlık güden de, beni farklı değerlendirmekte ve avantaj sağlamakta.

Dışarıdan gelen saldırılara karşı direnme ve gülümseme gücümü yitirdim. Öfkem silahımdır. Ruhsatsızdır. Dininceye kadar durdurulamaz. Sindirilemez. Kayıpların, zararın hesabını yapmam. Kim bilmiyorum, demiş ki; ‘’ Sabırlı adamın, öfkesinden sakının.’’ Yine biri demiş ki; ‘’ Öfkeyi besleyen, yine öfkedir. ’’ Ancak Hz. Muhammed (sav.) ‘’ Hiçbir kul, bir öfke yudumunu yutması kadar kendisine yararlı bir süt veya bal yudumu yutmamıştır.’’ Buna uydum, durdum. Yetmedi Hz İsa’nın (A.S) “Kötülüğe karşı dur; ancak birisi senin sağ yanağına vurursa, sol yanağını da ona dön. ” düsturuna da uydum. Ve artık, öbür yanağı dönme devrim bitti.

Sıra geldi; Hz Muhammed (s.a.v.) buyuruyor ki: “Saltanatını Allah’a karşı gelmekle sağlamlaştırmaya çalışan kimseyi Hz. Allah kıyamet günü bütün hilelerini hiçe sayarak cezalandırır. / ‘’ Allah insanlara acımayana, merhamet etmez.” / ‘’ Allah’tan utanmayan, insanlardan da utanmaz. / Hz Ali (r.a) buyuruyor ki; ‘’ Dilim kestikçe kılıcım kınından çıkmaz. / Haklı olduğun zaman kimseye boyun eğmeyeceksin. / Çok sert olma kırılırsın, çok yumuşak olma ezilirsin.‘’ İşte, çok yumuşak olduk ezildik. Öbür yanağımızı döndük, sözde, yenildik.

Fazla tevazu, alttan alma, iyi niyet sergiledik, küçüldük, aciz sanıldık. Bitti, hepsi geçti. Özel anlamda da genel anlamda da hepsi bitti. Kul, Cemali ve Celali esmalar üzerine yaratılmıştır. Hz Musa ağırlıklı olarak, Celali; Hz İsa ağırlıklı olarak Cemali Esmalardan yaratıldı. Yeri geldi Hz Musa, derdini ancak Celali yönü ile anlatabildi. Demek ki zaman, mekân, imkân kavramları örtüştüğünde, kul, gereğini yapmalıymış.

Aciz kul, ben. Bunu öğrendim zamanla, naçizane. Ve kendime de muhataplarıma da daha yararlı olacağım düşüncesindeyim. Yanardağ patlar, yıkar, yakar, yok eder ancak püsküren lav daha sonra bereket getirir.

 

Kaynak / Av. Mehmet Habib Ekmekçi

Bir önceki yazımız olan Huzursuz bacak sendromuna dikkat başlıklı makalemizde huzursuz bacak sendromu, huzursuz bacak sendromu belirtileri ve Huzursuz bacak sendromu nasıl anlaşılır hakkında bilgiler verilmektedir.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ